1200x190
Başkan Atayık, sektörü kamuoyunda iyi temsil ediyor

Sadekar/ tasarımcı, Thor’s Man Collection firma sahibi ve Kapalıçarşı Beşiktaşlı İşadamları Derneği Başkanı Ayhan Torsun, erkek gümüş takı konseptinin yıllar içindeki gelişimini anlattı ve yaklaşan Oda seçimlerini değerlendirdi.

İKO ve diğer temsil kuruluşlarının sektör için gerekli tüm çalışmaları yaptıklarına inandığını vurgulayan Torsun,  “Başkan Mustafa Atayık ve YK üyelerinin sektörü kamuoyunda iyi temsil etiklerine inanıyorum.” dedi

Kaç yıldır bu mesleği yürütüyorsunuz?
47 yıldır bu işi yapıyorum. Takı tasarım-sadekar ustasıyım. Mesleği Mercan’da Çıtık Usta’dan öğrendim. 1968 doğumluyum, 1978’de 11 yaşında mesleğe adım attım. İlkokul 5. sınıftan sonra mesleğe girdim. Çıtık Usta’nın yanında şövalye yüzük üreterek başladım. Sonra bayan ürünlerine yöneldim. Şu anda ise müşterilerimiz için güncel trendler ışığında konseptler ve kişiye özel modeller sunuyoruz.

Thor’s Man Collection firmasını ne zaman kurdunuz?
Markamızın düşünce olarak temelini 2008 yılında attık, 2010 yılında ise firmayı kurdum. O zamanlar piyasada erkek yüzüklerine çok talep vardı. Sıradan klasik yüzükler talep görüyordu. Firma olarak piyasada olmayanları araştırarak yola çıktık. Öncelikle erkekler takıya açtı, onlara takıyı sevdirmek gerekiyordu. Erkeklere takıyı sevdirmek için yola çıktığımız için de sloganımız; ‘Erkeğe takıyı sevdiren marka’ oldu. Gerçekten bu konuda 2 yıl güzel bir çalışma yaptık. İki yılın sonunda da güzel sonuçlar elde ettik. Erkek koleksiyonları, 1990’lı yıllara kadar vitrinlerin alt köşelerinde, duvar diplerinde saatlerin ve çeliklerin yanında sergileniyordu. Günümüzde ise vitrinin en güzel yerlerine güzel bir sunumla etajerlere konuluyor. Bileklikler, kolyeler ve yüzükler bu şekilde mağazalarda yer buluyor. Ayrıca, Çarşı’nın önde gelen markaları da erkek koleksiyonuna girdiler. Onlar da bir katkı sağladılar.

Erkek gümüş takı grubunda çeşit arttı mı?
Eskiden altında sadece şövalye yüzük modeli, İtalyan tarzı denilen mineli/taşlı yüzükler vardı. Gümüşte ise klasik ortası taşlı yüzükler piyasadaydı. Firma olarak farklılık oluşturarak gümüş takıları herkes taksın düşüncesiyle hareket ettik. Altın veya gümüş takmak isteyen de bunu sevsin istedik. Bunun için siyah rodaj ve mikron altın kaplama ile süslemeler ve farklı motifler geliştirdik. Güzel bir seviyeye getirerek adeta level atlattık. İnsanlar da bunu benimseyince bu sefer çok firma erkek yüzüğüne girmeye başladı. Ama, biz işin temelini 2008 yılında atmıştık. O yüzden öncü firma olmanın da bizde ayrı bir gururu var. Takip eden değil, daha çok takip edilen bir firma haline geldik.

Fiyat artışları gümüş takılara talebi etkiliyor mu?
Altın pahalı olunca kitleye göre değişiyor, orada açılım yapamıyorsunuz. Bir açılım yaptığınızda yüzüğün değeri kendi boyunu aşabiliyor. Bir de çoğu erkek de altın takmak istemiyor. Altında dar alanda çalıştığınız için güzel model çıkmıyor. Ama, gümüş öyle değil, uygun bir materyal olduğu için rahat ve geniş çalışarak onların istediği seviyeye getirebiliyorsunuz.

Erkek takılarında piyasada en çok ilgi gören ürün grubunuz hangisi?
En başa tabii ki yüzükler, taşlı ve farklı sembol yüzükler, motifli yüzükleri yazmalıyız. Akabinde bileklik ve kolye geliyor.

Kişiye özel takılar da yapıyor musunuz?
Ben, aynı zamanda Kapalıçarşı Beşiktaşlı İşadamları Derneği Başkanlığını yürütüyorum. Mekan olarak Tarihi Yarımada’nın en güzel yerindeyiz. Şu anda siz de Kartal yuvasındasınız. Buradaki öncelik Beşiktaş’ı temsil ediyoruz. Çarşı’da çok Beşiktaşlı var. Bunu 29 Ekim törenlerinde de görüyorsunuz. Güzel bir organizasyon ile bu güzelliği yaşatıyoruz. Üyelerimiz ile çok farklı, güzel faaliyetler de yapıyoruz. En çok sevdiğim şey, kişiye özel çalışmaktır. Ferrari, pişti olsun; ama o olmasın. Kişiye özel çalışmada müşteri geliyor, belirli bir sohbetten sonra onların da takıya katkılarını ekliyorum.  Çünkü, müşterilerimize ustaya fikri ben verdim hazzını vermek, takıyı beraber yapmak istiyoruz. Erman Toroğlu, Şenol İpek, Zeynep Türkeş, Aslı Hünel, Fikret Orman ve Erdal Torunoğulları’nın da aralarında olduğu birçok ünlü simaya takı ürettim.

Üzerinde çalıştığınız veya yeni geliştirdiğiniz bir ürün grubu var mı?
2026 yılında ağırlıklı olarak gümüş ve mikron altın kaplama bileklik çalışacağız. Bugüne kadar daha çok erkeklere takıyı sevdirmek için farklı çalışmalar yaptık, bu kez ise başka bir segmente; elmas kesim taşlı bir gruba giriyoruz. Takılar, pahalı gelmeyecek. Modellerimizde elmas kesim zirkon taşları kullanacağız. İşi o boyuta getireceğiz ve erkekler daha farklı şeyler benimseyecek, yeni lezzetler tadacaklar.

İç piyasanın yanı sıra ihracat da yapıyor musunuz?
İhracat var, ilginç olacak İtalya’ya takı satıyoruz. Bu ülkeyle sürekli rekabet ederken oradaki insanlardan talep almak hoşumuza gidiyor. İngiltere, Meksika ve ağırlıklı, Amerika da var.  İç piyasada ise Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Gaziantep, Karadeniz’de Giresun ve Trabzon da var.  Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz. Farklı konseptler olduğundan Türkiye’nin hangi bölgesine giderseniz satıyor.

Meslekte en çok önem verdiğiniz şeyler nelerdir?
İş olsun, olmasın yenilik ve tasarımdan vazgeçmeyiz. Hatta iş olmadığı zaman daha çok yenilik yapmaya çalışıyoruz. Esas oluşan o boşluk aynı zamanda bir fırsattır. Daha çok düşünce gücünü kullanarak yeni tasarımlar ortaya çıkartır. Her sektörde belirli bir duraklama dönemi var. Duraklama döneminde hafızayı iyi çalıştırırsanız ortaya güzel neticeler çıkar. Önümüzdeki kış sezonu var. Ne yapacağız? İlkbahar hazırlıkları yapmaya başladık. Bileklikler, bizim için ilkbahar hazırlığıdır. Bu boşluğu o şekilde değerlendiriyorum. Bizim için duraklama değil, aksine daha çok çalışma dönemidir. Herkesin durduğu yerde siz çalışacaksınız.

Gelecek ile ilgili beklentileriniz ve hedefleriniz nelerdir?
Piyasa şartlarında mevcudu korumak bir başarıdır. Koruyamazsanız başarısızlıktır. Bizim, ilk hedefimiz öncelikle defans. Sonra orta sahayı kalabalık tutarak fırsat buldukça atak yapacağız. Artık, ekonomi bu şekilde ilerliyor. Geçen yıl itibariyle matematik savaşları başladı. Eğer, matematiği bilmiyorsanız çökersiniz. Hesabını bilmeyen sistemini çökertir. Gelirler ve giderler dengesi bozulduğu için raydan çıkan sistemi tekrar raya oturtmak birikim ve öngörü istiyor. Biz, bu yıl tamam bunu yapıyoruz ama önümüzdeki yıl, neler yapmamız lazım ve nasıl önlemler almalıyız ve nasıl ilerlememiz lazım? Şimdi, hem defans hem de atak yapmanız gerekiyor. O yüzden orta sahan güçlü olacak. Geleceğe dair karamsar değilim, 47 yıldır buradayız, ne savaşlar, ne depremler gördük. Allah’a çok şükür sektör ayakta, badireler atlatıyoruz. Bazen büyük fırtınalar denizdeki pislikleri karaya atar. Her sektörde hep zarar veren tipler, kişiler vardır. Krizler ile bunlar da temizleniyor. Evet, hepimiz zarar görüyoruz. Ama temizlik, her zaman iyidir.

Bir sektör mensubu olarak temsil kuruluşları olan; İKO, MİB, İTO ve İSO komitelerinden beklentileriniz nelerdir?
Mesleği temsil eden tüm kurumlarımızla sürekli iletişim halindeyim. Fırsat buldukça birebir görüştüğüm için, bazı şeyler ellerinde bazıları da değil; ama ellerinden geldiğince sektöre destek ve katkıda bulunuyorlar. Sadece son fuarda biraz daha o andaki hamlelerin daha iyi atılması gerekiyordu. Tabii ki eksik olabilir, giderilebilir. Bazı gelişmeler, Başkanlar, yöneticiler ile kurumlar ile alakalı değildir. Ülkenin gidişatı hangi yöne ise biz de oraya evriliyoruz. Tüm başkanlar sektör için gereken her şeyi yapıyorlar. Biz, bu işin takipçisiyiz, sürekli bir sıkıntı olduğunda aradığımızda hangi birimi ararsak arayalım, çok şükür ulaştık ve sorunları hallettik. Dışarıda konuşup gereksiz kaygılar oluşturacağınıza gidin bu insanların kapısı burada, çok uzakta değiller, yürüme mesafesindeler. Kapısını çalıp derdinizi anlatabilir, fikrinizi sunabilirsiniz. Bir projeniz varsa onu da aktarırsınız. Bu iş konuşmak ile değil, icraat ile olur. İnsanları konuşmaktan çok desteğe davet ediyorum. Gelin hep beraber birbirimize destek verelim. Kurumlar, bizi temsil ettiği için çok önemlidir.

İstanbul Kuyumcular Odası Yönetimi’nin çalışmalarını nasıl görüyorsunuz?
Malum adaylar, henüz belli değil. Tek bir aday var: mevcut Başkan Mustafa Atayık. Doğal aday. Mustafa Başkan, görevi bırakacaksa bunu çok önceden söylerdi. Demek ki şu anda tek aday gözüken kişi; Başkan. Başka adaylar da çıksın. Tek adaylı değil, çoklu seçim olsun. Seçimler, hoşuma gidiyor. Çünkü, uzun zaman görmediğimiz, ortak arkadaş ve dostlarla buluşma fırsatı yakalıyoruz. Bir yerde güzel bir festival gibi oluyor. Bugüne kadar odalarımızda ufak tefek haricinde hiçbir kargaşa, gürültü olmadı. Sevgi, saygı içerisinde seçimleri yapıyoruz. Başkan Atayık, ilk dönem biraz görevi sıkıntılı aldılar. Ama, bu süreci çabuk atlattılar. Bunu herkes yapamazdı. İhracatçılar Birliği Başkanı Burak Yakın ve Yazıcı Group Başkanı İlhami Yazıcı, Alaattin Kameroğlu, ciddi destek verdiler ve güzel bir organizasyon yaptılar. Bir önceki yönetimin bıraktığı finansal darboğazı çok çabuk toparladılar. Başkası gelseydi bu kadar çabuk toparlayamazdı.  Mustafa Başkan, çok yapıcı bir kişiliğe sahip. Gittiğimiz her ilde ilgi görüyor. Başkanlar, ziyaret ediyor, sevilen sayılan bir insan. Her şeyden önce sektöre en çok lazım olan şey; oradaki kişinin bürokrasiyi ve ülkenin siyasetini iyi bilmesi. Her şeyden önce kurumun siyasetini iyi bilmesi önemlidir. Başkan Atayık, kamuoyunda sektörü çok iyi temsil ediyor.

Son olarak aktarmak istediğiniz bir konu var mı?
Sektörde çırak yetişmiyor en büyük sıkıntımız budur. Neden? Eskiden öğretim sistemi üç parçaydı; ilkokul, ortaokul ve lise. Mecburi bunları bir paket haline getirdiler. Biz, ilkokulu 11 yaşında bitiriyorduk, karar veriyorduk okuyacak mıyız, çalışacak mıyız? Aile bakıyor bunda okuma potansiyeli yoksa bunu bir sanata verelim denirdi. Bugün ise çocuğun seçme hakkı yok, zorunlu olarak okuyacak. Okula 7’de başlıyor, 19 yaşında bitiriyor. Askerliğine zaten bir yıl kalmış. Bir yılda o çocuğa ne öğretebilirsiniz? 19 yaşına gelmiş kemik gibi olmuş bir ağacı nasıl eğeyim! Onu hiçbir şekilde yetiştiremem. Biz, şu anda temele inerek bir şeyler yapmalı, çocuk yetiştirmeliyiz. Bunun gerçek anlamda el sanatlarının son nesliyiz. Neden? Çünkü, biz full ustayız. Altını ocakta eritip, döküp, astar haline getirip çekerek onun mamul haline getirerek en son polisaj ile bitirecek yeteneğe sahibiz. Mıhlama, kalem, cila ve eğe her şey var. Şimdi ki nesil ve sanatın geldiği nokta şu: montaj. Her şey teknolojiye dayandı. Üst döküm, alt yarı mamul, ortadaki adama ise ne kalıyor millemek ve kilidi çalıştırmak. Çocuk ne öğrenebilir ki? Adama soruyoruz ne iş yapıyorsun, tesviyeciyim ya da kaynakçıyım diyor. Böyle usta mı yetişir. Her geçen gün ustalarımızı yitiriyoruz. Her usta öldüğünde eyvah diyorum. Çünkü, yok usta yetişmiyor, montajcı yetişiyor. İstanbul Kuyumcular Odası, Mücevher İhracatçılar Birliği Başkanı bir araya gelerek bu sektörün tabanını, kökünü yeniden yeşertmez ve sağlamlaştırmaz ise biz montajdan öte bir şey bulamayız. Biz de o kısmı bıraktık el sanatlarından ziyade düşünce sanatlarına, model üretme sanatına girmişiz. Ara ara tezgaha oturuyoruz. Geldiğimiz noktada teknoloji sanatı bitirdi. Eğer biz teknolojinin önüne geçip sanatımızı icra etmek için tabandan çocuklar yetiştirmezsek, herkese ‘Geçmiş olsun’.