İşin temelinde disiplin olmalıdır
Farklı ve özgün modeller için her zaman ustalara ihtiyaç vardır!
İstanbul Kuyumcular Odası (İKO) üyeliğinde 50 yılı tamamlayan meslektaşlarımızdan olan ve halen İmam Ali Han’daki atölyesinde faaliyetlerini sürdüren Aram Ferahyan Usta, teknolojiye sırt çevrilmeyeceğini; ancak özgün modeller için her zaman bir ustanın tecrübesine ihtiyaç olacağını söyledi.
Bu mesleğe nasıl başladınız, kuyumculuk hayal ettiğiniz bir meslek miydi?
Çocukken oto tamircisi olmak istiyordum. Ama, babam ölünce çocuk yaşta yaldızcı, rahmetli eniştem Agop Yağsızoğlu’nun yanında Varakçı Han’da çalışmaya başladım. Varakçı Han’ın akabinde Çuhacı Han’da turistlere yönelik takılar yapan sadekar Garo Usta’dan bir süre mesleğin inceliklerini öğrendim. Kuyumculukta Zincirli Han’da birlikte çalışma imkanı bulduğum sadekar Dırtat Tanrıgörür Usta’nın bendeki yeri ayrıdır. Meslekle ilgili ondan çok şey öğrendim. Çok beyefendi bir insandı. 1976 yılında Varakçı Han’da ilk atölyemi açtım. 1995 yılından beri İmam Ali Han’da çalışmalarımı sürdürüyorum.
Ustalarınızdan meslekle ilgili neler öğrendiniz?
Sadece sordukları sorulara cevap verilmesini isterlerdi. Farklı şeyler söylediğinizde onu sormadım derlerdi. Çalışırken azami bir disiplin içerisinde hareket etmenizi beklerlerdi. Temizlik ve kişisel bakım konusunda hassas davranırlardı.
Ustalarınız mesleğin önemiyle ilgili neler söylerlerdi?
Başarı için yaptığınız her şeyi doğru yapmalısınız. Elinizdeki değerli bir maden var ve onu işlerken azami dikkat göstermelisiniz. İşçi olsan bile kendi dükkanın gibi çalışmalısın. Ayrıca, kendi sorumluluğunun dışına çıkmaman gerekir.
İlk çalıştığınız dönemde sektör nasıldı, bugün nasıl?
Ustalar, eskiden çok disiplinliydi. Kefilin yoksa kimse seni yanına almazdı. Bir kuyumcuya gittiğinizde kapıyı vurmadan içeri giremezdiniz. Bugün, bakıyorsunuz piyasaya saygı da bitti, sevgi de… İşin başı disiplindir. İyi usta olmak için gayret edeceksiniz.
Piyasada neredeyse tüm ustaların bir lakabı vardı, sizin de var mıydı?
Yok, benim yoktu. Ticarette takip ettiğim prensiplerim var. Örneğin; A mağazasına siz çalışıyorsunuz, ben gidip orada bir mal alıp da yapmam, iş verseler de almam. Bir müşterime bir model yaptıysam kesinlikle bir başka kişiye aynı mücevheri üretmem.
Meslek hayatınızda size gelen ilginç siparişler oldu mu?
Varakçı Han’da yeni dükkan açmıştım, bir hanımefendi geldi. ‘Öyle bir yüzük yapın ki, bu takıyı hem küçük, hem de büyük parmağıma takabileyim.’ dedi. Ben de ona, ‘Lastikli altın, daha icat edilmedi!’ şeklinde cevap verdim. Kadın da kalktı gitti.
Kuyumculuğun bugün geldiği noktayı nasıl görüyorsunuz?
Mesleğin geleceğiyle ilgili kötümser değilim. Kuyumculukta ülke olarak biraz geç sanayileştik. Makine gelince el işçiliği bitti. Çizim çıktı kötü tarafı o. Güzel tarafı ise işler; artık sıfır hatayla yapılıyor. Teknoloji, ustalığa yardım ediyor. Ama ben teknolojiyle yaptırdığım şeyi oturup da üretebilirim. Ama, makineyle iş yaptıranların çoğu temeli olmadığı için oturup kendi üretemez. Farklı ve özgün modeller için her zaman ustalığa ihtiyaç olacaktır. Siz, işin başında olmazsanız kaba tabirle ‘İnşaat demiri’ gibi yapar elinize verir. Sadekar olan ve çizim bilen kişiler, hatasız işler çıkartırlar. Teknolojiye sırt dönülmez. Çizimciye gidiyorsunuz 2-3 saatte modeli yapıyor. Bu sürede o modeli elde yapamazsınız. Piyasada yetişen gençlerin çoğu, ‘Model maker’, ‘Modelist’ gibidir. Dünyanın neresine giderlerse tezgaha oturur çalışırlar.
Yeni mesleğe başlayacaklara tavsiyeleriniz nelerdir?
Meslekte yalan olmaz. Ayrıca, çalıştığınız dükkanın sırlarını başka bir yere götürmeyeceksiniz. Dükkanda olan dükkanda kalır, evdeki de dükkana gelmez. Bir şey öğrenmek istiyorsanız usta bağırsa da çağırsa da onu yutacaksınız. Ne yapıyorsanız şevkle yapın. Ben, 6-7 ay sadece ustamı izledim. 7. ayda telin ucunu açmayı öğrettiler. Ustama, ‘Niye 7 ay seyrettim?’ diye sordum. O da bana, ‘Önce beynin, kafan dolacak, bu mesleğin yazılısı yok. Her şeyi yukarıya santrale kaydedeceksin.’ dedi.
İstanbul Kuyumcular Odası Yönetimi’nin çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?
Oda’nın belli bir yaşa gelen üyeleri var. Norayr Bey döneminde bir yurt dışı ziyareti için konsolosluğa verilmek üzere ‘Oda Faaliyet Belgesi’ gerekiyordu. Muhasebecimiz, Oda’yı aramış. Burada ağırıma giden şey; Kuyumcular Odası’ndakilerin ‘Parayı göndersin, öyle veririz.’ demeleri oldu. Halbuki, 50 yılı aşkın bir süredir İKO’ya üyeyim. Belki de bu süre içerisinde benzer ihtiyaçtan 2-3 ‘Faaliyet Belgesi’ almışım. Yolda Norayr Bey ile karşılaştım, durumu anlattım. Hemen akabinde Genel Sekreter ile Faaliyet Belgesi’ni gönderdiler. Tamam, silah ruhsatı ve diğer işlerde kullanılacak belge için para alınsın. Öte yandan meslektaşınız, 60 yaşın üzerinde, yarım asırdır Oda üyesi, aidatını düzgün ödemiş, 40 yılda bir yurt dışı gezisine çıktığında talep ettiği Oda Faaliyet Belgesi’nden de para alınmasın. Meslek odalarının yaptırım gücü bellidir. Mümkün ise üyelerinin başına bir şey geldiğinde ya da bir ithamla karşılaştığında onlara sahip çıksın yeter. 50 yılı dolduran üyeler için Kuyumcular Odamız tarafından verilen ‘Teşekkür Plaketi’ için çok teşekkür ederim. Büyük bir incelik, onure olduk. Hayatım boyunca saklayacağım. Samimi bir ortam vardı ve bizi çok güzel ağırladılar.



