Kuyumculukta dürüstlük en büyük hazinedir!
Yarım asrı aşkın bir süredir kuyumculuk yapan ve İKO Yönetimi’nin Oda üyeliğinde 50 yılı dolduran sektörde iz bırakanlar için hazırladığı Teşekkür Plaketi’ni alan İbrahim Sezer Usta, plaketin kendilerine onur ve şeref verdiğini, kuyumculukta başarı için dürüstlük ve güvenin çok önemli olduğunu söyledi.
İstanbul Kuyumcular Odası’nın (İKO) Oda üyeliğinde 50 yılı dolduran ve sektörde önemli başarılara imza atan meslektaşlarına verdiği Teşekkür Plaketi’ni alan isimlerden biri de İbrahim Sezer. 1945 Mardin doğumlu olan Usta Sezer, çok renkli bir kişiliğe sahip. Sezer, ‘Beş parmağında beş marifet’ sözüne tıpatıp uyacak yeteneklere sahip. Kuyumculuktaki ustalığın yanı sıra diş teknisyenliği, taksicilik ve müzisyenlik de yapmış.
Sezer, daha çocuk yaşta İstanbul Darülfünun Diş Hekimliği Fakültesi’nin ilk mezunlarından olan babası, diş hekimi İlyas Efendi’nin yanında iş hayatına atılıyor. İbrahim Sezer, ilk iş deneyimi ile ilgili bakın neler söylüyor:
“Ben, Mardinli diş hekimi, İstanbul Darulfunün Diş Hekimliği Fakültesi ilk mezunlarından İlyas Efendi’nin oğluyum. Soyadı Kanunu çıkmadığı için diplomada ‘Soyadı’ kısmında sonradan eklenmek üzere boşluk bırakılmış. Mardin’de babamın ofisinde çırak olarak yıllarca çalıştım. Diş protez yapımından köprüye diş ile alakalı her işi yaptım. Daha sonra Site Sineması’nın olduğu binanın 5.katında ofis tuttuk. Ağabeyim Suphi, ben ve Fehmi Aslaner, teknisyen olarak babama yardımcı oluyorduk. Aslaner, çok sanatkar, küçüklüğünden beri bizde yetişmiş işinin ehli bir isimdi. Abim, bir gün bana yapımı çok zor, çetrefilli bir köprü işi vardı. Kısa sürede bu işi hakkıyla yapıp Fehmi Usta’ya gösterdim. Çok beğendi, ‘Ne güzel yaptın, bir tek kaynak payı bırakmışsın.’ dedi. Abim ise yaptığım köprüyü beğenmediğini söyledi. Bu sırada, Suphi Abim ile yaşadığımız tartışma sonucu diş protezi işini bırakma kararı aldım.”
Beyazıt-Taksim arası taksicilik!
Sezer’in iş hayatında ve başarısında babasının sürekli kendisine tekrar ettiği;“Sen çalış, kendi alın terinle kazan. Benden kalacak paradan ya da sana vereceğim paradan sermaye yaparsan sen onun hayrını göremezsin. Çalış, kazan paranın ne olduğunu o zaman bileceksin.” sözünün etkili olduğuna inanıyor.
Sezer Usta, yıllar sürecek taksicilik işiyle ilgili de şu ifadeleri kullandı.
“Hakikaten babamın dediği gibi yaptım. Babamın dişçi yazıhanesinden ceketimi alıp çıktıktan sonra uzun süre Beyazıt- Taksim, Şişli-Taksim arasında taksicilik yaparak direksiyon salladım. O zamanlar, taksi olarak 56-64 model Chevrolet kullanıyorduk. Bu işte farklı kültürlerdeki insanları yakından tanıma fırsatı buldum. Bir gün tatsız bir olay yaşadım, taksiciliği bıraktım.”
Mandolin ile başlayan müzik sevgisi
İbrahim Sezer, iş koşuşturmasının arasında bile ihmal etmediği ve hayatına deyim yerinde ise renk katan hobisi ise müzik oldu. Müziğe ve enstrümanlara olan sevgisi ilkokul çağında mandolin çalarak başladı. İlerleyen süreçte bu enstrümanı cümbüş, keman ve ud takip etti. Sezer Usta, arkadaşlarıyla birlikte araba kiralayıp pazar günleri mesire yerlerinde müzik dinletileri, salı-cuma günlerinde ise ud enstrümanı ile birlikte Feyzullah İş Hanı’nda meşhur kemancı Kemani Cemal ile çeşitli fasıllar yapmış.
Kuyumculuk hikayesi, Feyzullah İş Hanı’nda başlıyor
Diş protez teknisyenliği ve taksicilikle iş deneyimi kazanan İbrahim Sezer, tarih yaprakları 1970’li yılları gösterdiğinde ise babasının verdiği sermaye desteği ile Feyzullah İş Hanı’nda ortak olarak kuyumculuk işine giriyor. Sezer, diş teknisyenliğinden kazandığı el becerisinin kuyumculuğu da kısa sürede öğrenmesine yardımcı olduğunu söyledi.
“İlk ustam, Diba Kuyumculuk firma ortaklarından Fehmi Vurgeç’ti. İyi bir imalat ustasıydı. Bir gün bize İran’dan çeyrek paralı güverseli bir yüzük geldi. Fehmi Usta, bu işi yaparsak çok ekmek yiyebileceğimizi söyledi. O zamanlar, ben de çantacı olarak Kuşadası’na gidip geliyordum. ‘Paralı takı, Kuşadası’nda gitmez bunu firuzeye çevireceğim’ dedim. Yüzüğü oval olarak değişirdim. Üstüne de değişik, değişik taşlar mıhladım. Küçükten büyüğe doğru güverseler ince telin üzerine dizilince ortaya sanat harikası bir iş çıktı. Usta, bu malları piyasayı çıkarmayalım, kopyalarlar, dedi bana. İlk 1-2 parçayı çıkarmadık, başladık satmaya. Herkes gördükçe daha berbat işçilikle taklit etmeye başladı. Çünkü, o güverseleri tek tek oraya tutturmak kolay bir iş değildi. Mallar satılıyordu; ama Çarşı esnafı illallah dedirtiyordu. Takılar, iyi satılıyordu; ama esnafın tahsilatta işi yokuşa sürmesi bizi yoruyordu.”
Kendi kendimi kontrol ediyordum
47 yıl Feyzullah İş Hanı’nda çalışan ve son 5 yıldır Yolgeçen Hanı 2. katında faaliyetlerini yürüten Sezer Kuyumculuk firma sahibi İbrahim Sezer Usta, güven ve dürüstlüğün kuyumculuk için önemine değindi.
“Meslek hayatım boyunca yaptığım her malı piyasaya sürmeden önce bir tanesini taşıyla kırıp analiz için ayar evine gönderirdim. Kendi kendimi kontrol ediyordum. Çünkü, çıraklarım bir sahtekarlık yapmış, altından alıp bakır koymuşsa bilemezdim. Her malımı rapora verdikten sonra piyasaya çıkarmam alnımın açık olduğunu gösteriyor. Esnaf da bunu biliyordu. Dürüstlük, en büyük hazinedir. Piyasaya adımıza miras olarak ‘Güven’ (İtimat) bıraktık. “
Teşekkür Plaketi, bizi mutlu etti
İstanbul Kuyumcular Odası Yönetimi’nin çalışmalarından memnuniyetini dile getiren Sezer Usta, üyelikte 50 yılı tamamlayan kuyumculara verilen Teşekkür Plaketi’nin kendilerini çok duygulandırdığından bahsetti.
“Plaket töreninde hepimiz duygulandık. Plaket ile ilgili haberi aldığımda eşimle birlikte Atina’ydık. Atina’dan uçak bileti bulamayınca otobüs ile önce Selanik’e ardından başka bir otobüs ile İstanbul’a geldik. Biraz zor oldu; ama değdi. Törende ilk benim ismimim okunması ve plaketin bana verilmesi beni duygulandırdı. Şeref ve onur vesilesi oldu. Törende para ile satın alınamayacak güzel duygular yaşadık.”
Rekor kıran altın ve gümüş fiyatları ile altındaki kota kısıtlamasının sektörü olumsuz etkilediğini belirten Sezer Usta, dünyadaki jeopolitik gelişmeler nedeniyle kuyumculuğun geleceğinin belirsiz olduğunu sözlerine ekledi.



