Fatih’te yeteneği olan satıyor, yeteneği olmayan alkışlıyor!
İstanbul Kuyumcular Odası (İKO) Fatih Temsilcisi, 47 yıllık deneyimli perakendeci Semih Haşhaş, Oda Yönetimi’nin verdiği destekle Fatih’te esnaf arasında örnek bir birliktelik sağladıklarını belirterek, “İlçemizde kimse kimsenin işini bozmuyor, hiçbir esnaf başkasının müşterisine karışmıyor. Yeteneği olan satıyor, yeteneği olmayan alkışlıyor.” dedi.
Yazı/Fotoğraf: Nesim AKIN
Semih Bey, öncelikli sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Kuyumculuk, baba mesleğim. Babam, hem atölyeci, hem de mağazacıydı. İlk, ortaokul ve liseyi İskenderun’da okudum. 1977 yılında üniversiteyi okumak yerine babama yardım etmek amacıyla mesleği seçtim.
Meslek hayatınız boyunca hep perakendecilik mi yaptınız?
Evet, mağazacılık yaptım, ayrıca iyi bir altın tamircisiyim.

Perakendecilikte başarılı olmak en çok dikkat edilmesi gereken hususlar neler?
Öncelikle terazide hassasiyet ve doğru olmalıyız. Öyle ki milimine kadar önem göstermeliyiz. Firma olarak takı satarken gram hesabında 1-2 milyem eksik hesap ederim. Müşteriden alırken de herhangi pisliği ve taşı yoksa birebir alırım. Firma olarak alışlarımızı hep milyem üzerinden doğru aldık, piyasayı memnun ettik. Üretici ve toptancılar ile sağlıklı bir ilişkimiz oldu. Şükürler olsun Fatih’te çevre de yaptık. Şu anda çocuklarım da başarılı olmamdan dolayı da bu işi yapıyor.
Fatih’te tüketiciler, en çok hangi tür takıları tercih ediyor?
Eskiden ağır takılar satardık. Gerdanlık ve kelepçeler, 50 gramdan başlar 150 grama kadar çıkardı. Turizmcilerin getirdiği turistler de ağır ürünler alırdı. Şu anda ise setler, 15 grama kadar düştü. Yüzükler 2-3 gramdan başlıyor. Düz alyanstan başka bir şey satılmıyor. Piyasada daha çok hafif bileklik türü, yüzük ve halka küpeler talep görüyor. Sarrafiyede ise kuyumcular olarak kendimize büyük zararımız var. Müşterileri belli bir ürüne yönlendirmek de bizim elimizde. Örneğin; gram altın öne çıktı, yatırım için alım yapanların yüzde 90’ı gram altın peşinde. Bu da kuyumcuyu bitirme noktasına getirdi.
Siz, Kuyumcular Odası Fatih Temsilciliği’ni de yapıyorsunuz. Perakendeci meslektaşlarınızın en çok dile getirdiği sorunlar nelerdir?
Fatih esnafı olarak İstanbul Kuyumcular Odası ve Yönetimi’ni destekliyoruz her zaman da yanlarındayız. Esnaf arasında örnek bir birlikteliğimiz var. WhatsApp grubunda hep iletişim halindeyiz, özürlü ürün ve sıkıntılı müşterileri paylaşıyoruz. Zararın neresinden dönersin kardır ilkesiyle hareket ederek zararımızı aza indirgiyoruz. Tabii ki gece soyguncuları, kapkapçılar ve tırnakçılar esnafı üzüyor. Bazen mağazalarımıza bozdurulmak üzere sahte altın, çeyrek ve gram altınlarla gelebiliyor. Bunları da hemen WhatsApp’ta arkadaşlarımıza iletiyoruz.

Fatih’te kuyumcular olarak örnek bir birliktelik oluşturdunuz. Bunu nasıl sağladınız?
Uzun yıllardır yakından tanıdığımız İstanbul Kuyumcular Odası Yönetimi Kurulu Üyeleri; merhum Eyüb Özcan ile Naim Türkcan Bey, bizi bu konuda görevlendirdi. Onların vasıtasıyla Başkan Mustafa Bey ile tanıştık. Bu işi başaracağımızı hissederek Tuğrul Dirier arkadaşımız ile bu işe baş koyduk. Esnafı tek tek ziyaret ettik, gönüllerini kazandık. Zaman zaman Oda Başkanımızın da katıldığı görüşmeler yaptık, huzura kavuştuk. Şimdi kimse kimsenin işini bozmuyor. Hiç kimse kimsenin müşterisine karışmıyor. Yeteneği olan satıyor, yeteneği olmayan alkışlıyor.
Özellikle son dönemde kuyumcu hırsızlıkları ve soygunlarında bir artış gözleniyor. Bu konuda vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Kuyumcu olarak malımız ve canımız mağazamızda. Dükkanımızı evimiz olarak görüyoruz. Öncelikle malımıza sahip çıkmak için bir kere güvenliğimizin sağlam olması lazım. Bizim mağazalarımızda üç çeşit alarm sistemi mevcut. Ayrıca, fazlaca kameralarımız var. Bunun dışında kepengimizde kilit ve alarm var. Esnafımızda gördük, sis bombası sistemini de kurduk. Şimdi gönlümüz rahat. Gerekirse alarm merkezi ile iletişime geçiyoruz. Kuyumcu arkadaşlarımızın zarar görmesi bizi de üzüyor. İnşallah, bunları da önleriz diye düşünüyorum.
Fatih Temsilcisi olarak İstanbul Kuyumcular Odası Yönetimi ile nasıl bir iletişiminiz var?
Yönetim sağ olsun yanımızda ve kendini hissettiriyor. Örneğin; soygunlarda ve zarar gördüğümüz olaylarda Mustafa Başkan, bizden önce geliyor. Başkan, gönlümüzde bir taht kurdu. İnşallah, uzun yıllarda bu yönetim ile çalışırız. Bizde onlara destek konusunda söz verdik ve bu desteğimiz sonuna kadar sürecek. İnşallah, vergiler ilgili sorunlarımız da çözülür ve önümüzü daha iyi görürüz.

İstanbul Kuyumcular Odası Yönetimi ve Başkan Atayık’ın çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?
Gecesini gündüzüne katıyor başarılı buluyoruz. İKO Yönetimi’nin üzerinde mesleki olarak ağır bir yük var. Ama, bunun da üstesinden geleceklerine inanıyorum.
Önümüzdeki süreç için Oda Yönetimi’nden perakendeciler olarak beklentileriniz nelerdir?
İstihdam edeceğimiz kişiler hakkında sağlıklı bilgi edinmek amacıyla Kuyumcular Odası bünyesinde bir bilgi bankası oluşturulmasını istiyoruz. Böylece, personeli işe alırken İKO sayesinde araştırma yapmış oluruz. Yönetim, semt ve ilçelerle belirli periyotlarda bir araya gelmelidir. Bu sayede kimse kimsenin işini bozmaz. Mesela; başka semtlere gittiği zaman müşterilerimizin morali bozuluyor. Bu mesleğimize atılan bir taştır. Bugün bana yapar; ama yarın kendisine de yapar. Geleceği altından soğutur. Bizim amacımız, işçilikli ürün satmaktır, gram altın satmak değildir. Gram altın satmak isteyen esnafımız açsın döviz bürosu, hem altın hem de döviz satsın. En azından yeteneğini orada kullanmış olur. Biz kendi elimizle ayağımıza sıkıyor, kuyumculuğu çürütüyoruz. Sizin vasıtanızla hurda alım ve satım konusunda devletimizin ilgili birimlerine bir çağrı yapmak istiyorum. İhtiyaca göre düzenlenecek bir kredi kartı makinesiyle hurda altın alımı ve yatırımlık altınların satışına tüm kuyumcu mağazaları dahi edilebilir. Örnek olarak müşteri dükkana gelip 1 Cumhuriyet altını almak istedi. Bu altının bedelini kredi kartı sistemiyle anında müşterinin altın hesabına aktarılabilmelidir. Devlet de bize bunun karşılığı çok cüzi bir komisyon versin. Önemli olan devletimizin altını fiziki olarak değil de para olarak toplarsa çeyrek altın, gram ve cumhuriyet altınıyla uğraşmaktan kurtulmuş oluruz. Bugün, sadece iki-üç personeli sarrafiye işinde kullanıyoruz. Bunun maliyeti de oldukça yüksek. Gelirlerimiz giderimizi zor karşılıyor. Pandemiden beri para kazanamıyoruz desek doğrudur.
Fatih olarak hem Tarihi Yarımada’da bulunmak, hem de Çarşı’ya yakın olmanızın avantajları, dezavantajları nelerdir?
Önceleri Fatih çok avantajlıydı; çünkü, ilçemize her yerden müşteri geliyordu. Şu anda her yer perakendeci doldu. Fatih boşaldı ve dışarıdan gelen insanlarla doldu. Yatırımcı, paralı kesim gitti, orta direk ve alt grubu kaldı. Ayrıca, Kapalıçarşı’nın bize yakın olması dezavantaj. Çünkü, gelenlerin çoğu, Çarşı’ya gidelim orası daha uygun, kalabalık, çeşit fazla diyor. Son zamanlarda yurt dışından da turist gelmiyor. Turist gelmiyorsa Fatih bitmiştir. Kiralar ve işçi gelirleri yüksek. Bunları kaldırmaya gücümüz neredeyse yetmeyecek. Mesleğimizde eleman açığı çok. Çırak çalıştırmak istiyoruz; ama alamıyoruz. Çırak çalıştırmada en azından sigorta konusunda bir kolaylık sağlanabilirse biz de eleman alırız. Bu işin önü açılırsa yetiştirmek üzere 3-5 çırak istihdam edebiliriz.



